İnşaatların yapı taşı beton; çimento ve su ile kum, çakıl, mıcır gibi malzemeleri karıştırarak yapılıyor. Bu karışıma kimyasal veya mineral katkı maddeleri eklenerek mukavemet artırılabiliyor. Başlangıçta şekil verilebilen bir kıvamda olan beton karışımı uygulama sonrasında zamanla katılaşarak kaya gibi sertleşiyor ve dayanıklılık kazanıyor.
Betonlara bir standart getirmek üzere içerik oranı ve özelliklerini tanımlayan, C8’den başlayıp C100’e kadar 16 koddan oluşan bir beton dayanım sınıflandırması bulunuyor. Beton sınıflandırmasından daha detaylı bahsetmeden önce iyi beton ne demek, onu açıklayalım.

Bir betonun iyi olup olmadığını hem basınca karşı dayanımına hem de zaman içerisindeki performansına göre değerlendirmek gerekir. İyi beton özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
- İşlenebilir, yaşken kolay karıştırılır. Uygulama sırasında dağılma, ayrışma gibi durumlar yaşanmaz
- Sertleştiğinde, projede öngörülen mukavemet değerine ulaşır. Büzülme ve şişme sınırlıdır.
- Hava, su, deniz suyu veya kimyasal etkilere; don, çözülme, ıslanma, kuruma gibi fiziksel etkilere ve aşınmaya karşı direnç gösterir.
Saydığımız bu iyi beton özelliklerine etki eden faktörler arasında içeriğindeki malzemeler en başta gelir. Malzemelerin kalitesi, birbirine oranı ve özellikleri, betonun kalitesini doğrudan etkiler. Bunun yanında bu içeriklerin homojen şekilde karıştırılmış olması ve su-çimento oranının dengeli ayarlanması da önemli noktalar. Fazla su kullanıldığında betonun geçirimliliği azalır. Yani betonun içerisinde yer alan boşluk miktarı daha çok olur ve bu da betonun dayanıklılığını olumsuz etkiler.
Beton Sınıfları Nelerdir?
İyi beton nasıl olur, öğrendikten sonra bu ayrımı yapabilmemizi sağlayan “Beton sınıflandırması nasıl yapılır?” konusuna değinelim. Bu sorunun birkaç farklı cevabı bulunur. Türk Standartları Enstitüsü, betonu 1 metreküpünün ağırlığından yola çıkarak “hafif, normal ve ağır beton” olarak sınıflandırır.
Bir diğer beton sınıflandırması olan kıvamlarına göre sınıflandırmada betonlar K1, K2, K3, K4 ve K5 kodlarıyla “kuru, plastik, akıcı, çok akıcı ve yayılan” olarak ifade edilir. Agregaların yani betonun içindeki kum ve çakılın tane büyüklüklerine göre olan sınıflandırmada ise D1, D2, D3 ve D4 olarak belirlenmiş dört kategori bulunur.
Biz doğrudan dayanıklılığı gösterdiği için “basınç dayanımına göre” yapılan beton sınıflandırmasından bahsedeceğiz. C16, C25, C30, C50 şeklinde bir harf ve sayı ile ifade edilen bu sınıflandırmadaki C harfi İngilizce “concrete” yani beton kelimesinden gelir. Harften sonraki sayı ise basınç dayanımını yani betonların bir santimetrekarede dayandığı ortalama yükü gösterir. Örneğin C25’ten alınan silindir beton numunesinin bir santimetrekaresi 250 kilogramlık yüke dayanabilirken C30’dan alınan silindir beton, santimetrekarede 300 kilogramlık yüke dayanıklıdır.
Bunların dışında C20/25, C25/30 gibi sınıflandırma kodlarına da rastlayabilirsiniz. Aslında tek sayılı olan da iki sayılı olan da aynı sınıflandırmadır. Tek fark; iki sayılı kodlamanın ek bilgi içermesidir. İlk sayı, betonun silindirik basınç dayanımını; sonraki sayı ise küp basınç dayanımını temsil eder. Çünkü beton sınıfı belirlenmesi için bir tane silindirik, bir tane de küp şeklinde numune alınarak her iki numuneye de basınç uygulanır. Gerilme yoğunluğu küpte köşelere, silindirde ise eşit olarak dağıtıldığı için iki farklı numune olması, dayanıklılık açısından farklı verilerle daha güvenilir bir sonuç sağlar.

